|
MEME PROTEZLERİ VE
TARİHÇELERİ
Prof. Dr. Guy-Henri MULLER'
in
Annales de Chirurgie Plastique, Volume
41, Aralık 1996 tarihli makalesinden derlenmiştir.

Diane de Poitier : ( François Clouet )
GİRİŞ
1980' li senelerin sonunda
yeryüzünde 3 çeşit implant vardı :
- Değişik valf tipleri ile içleri
fizyolojik serum dolu olanlar.
- Silikonla dolu, poliüretan köpükle
kaplı olanlar
- Silikonla dolu, parlak / düz
yüzeyliler
SERUM FİZYOLOJİKLE DOLU VE
ŞİŞİRİLEBİLİR PROTEZLER
Modern protezlerin yapıcılarının ilk
düşüncesi silikon bir torbayı serum fizyolojikle doldurmak olmuştur. Bu
çeşit implant ilk defa Gerow tarafından 1962 de kullanılmıştır; ne
yazık ki çok çabuk söndüğü için kullanılmamıştır. Bu nedenle dolgu
maddesi olarak silikon jeli kullanılmaya başlamıştır. Fransa da 1965 senesinde Arion, dextran veya % 4 lük polivinilpirolidon ile
doldurulabilir silikon elastomerinden bir protez yapmıştır. Bu implantın
en önemli avantajı çok küçük bir kesi ile göğüsün arkasına
yerleştirilebilmesi idi.
Yazarlara göre kapsül oluşum oranı %
3 - 25 arasında değişmektedir; fakat bundan daha önemlisi, kapsül
oluşumları diğer önemli dezavantaja yani protezin sönmesine bağlıdır.
İmalatçıların belirttiklerinin tersine, valfin kaçırmasının ana
nedenleri dış zardan kaçıştan çok, dış zarın delinmesi veya
yırtılmasıdır. Genellikle sıvı kaybı bir kaç dakika içinde ani bir
protez sönmesine neden olur. Başka vakalarda ise yavaş kaçaklar göğüsün
üzerinde kıvrım şeklinde oluşan ve dalga etkisi gösteren ilerleyen
bir hacim kaybına neden olurlar. Her durumda tekrar ameliyat edilmesi
gerekir ve buradaki ikilem, serum dolu implantlarda olay zararsız
kabul edilirken, hidrojel dolu olanlarda çok korkulan bir olay olarak
algılanmasıdır.
Valf kaçaklarını önleyebilmek için ise,
kullanıma hazır serum fizyolojik dolu, valfsiz ve gamma ışınları ile
sterilize edilmiş implantlar kullanılabilir. Burada bile kapanma
noktasından hafif bir kaçak olabilir, fakat bu kaçak, doldurma
valflerinden olanlardan çok daha önemsizdir. Ayrıca serum fizyolojik
dolu olan implant ameliyat sırasında ikincil sönmelere neden olan
ameliyat esnasında doldurma işlemlerini gerektirmez.
POLİÜRETAN KAPLI SİLİKON PROTEZLER
Termoplastik
poliüteranlar tıpta kateterleri, pace-maker, kardiak valfleri,
hemodiyaliz maddelerini kaplamak için kullanılmaktadırlar. Çünkü
albuminleri absorbe etmektedir ve böylece organizma ile teması trombosa
neden olmamaktadır. Kuzey Amerika da yapılan çalışmalar
poliüretanla kaplı protezlerin parlak yüzeyli silikon protezlere göre
kapsül oluşumunu 4 kez daha aza indirdiğini vurguluyordu. Bu aslında
protez civarındaki enflamasyona, sonra da poliüretanın yavaş
degradasyonuna bağlıydı. Bu olayın hangi mekanizmalar tarafından
oluştuğu hiç bir zaman açıklanamadı.
SİLİKON
JEL İLE DOLU MEME PROTEZLERİ
1962 de Gerow, Cronin ve Dow Corning
firmaları tarafından hazırlanan silikon jel meme protezleri 1963
Washington daki Uluslararası Kongre de sunuldu. Hemen uluslararası
başarıya ulaşıldığı zannedilirken 1970 lerde doku sertleşmesi
komplikasyonu yayınlandı. Bunun üzerine hem silikon jel protez
tiplerinde, hem de cerrahi tekniklerde değişikliğe gidildi: Adale altı
yerleştirme, geniş loj açma gibi.. Bu çeşit meme protezleri 2 ayrı silikon
maddesinden yapılmıştı:
-
Silikon lastiğinden oluşan dış
zar;
- Silikon jelden oluşan dolgu
maddesi: Silikon jel, uzun ve kısa zincirlerin karışımı ve bazı gizli
eklerden oluşur. Her üretici kendi jel tipini yapmakta ve üretim
gizliliği sayesinde hiç bir bilgi vermemektedir. 1960 tan beri birçok Amerikalı
görünüşte ve dokunuşta tamamen normal olan bu protezleri kullanmaktadır.
Böylece hastaların % 80 inde en güzel sonuçlara ulaşılmıştır. Buna karşılık hastaların % 5 - 20 sinde
protez konulduktan 5 sene sonra çevresinde kapsül oluşumu en kötü
sonuçları meydana getirmiştir. Bu hastaların protezleri çıkarıldığında %
90 ı bu problemin düzeldiğini kabullenmişlerdir. Ne yazık ki bilgi
eksikliğinden bazı hastaların kapsül oluşumu, seneler sonra sert, sabit
ve taş gibi göğse dönüşümüne kadar tedavi edilmedikleri için daha zor
bir müdahale ile implant alınmakta ve kapsül temizlenmesi ameliyatı
yapılmaktaydı. Buna karşılık silikon implantlar ile
onları yerleştiren cerrahların kalite kontrolleri yapılmamış olduğundan
1970 li senelerde birçok yırtılma komplikasyonları görüldü. Bu durumda
transsüdasyon ( terleme ) ile yırtılma sonrasında silikon jelin migrasyon problemi
üzerinde durulması gerekir.
- İmplantın
küçük delikli zarından silikonun doğal transsüdasyonu : Bu transsüdasyon
implantın dış yüzeyini hafifçe ıslatmakta ve böylece deri üzerinden
ellendiğinde hissedilmemesini ve elastikiyetini sağlamaktadır.
- Spontan
veya kaza sonucu yırtılma : Bu durumda silikon jel protez civarındaki
sikatris lojuna akmakta ve dış zar jelin içine doğru kontrakte
olmaktadır. Bunun sonucunda kapsül kontraksiyon reaksiyonu gelişebilir.
Bazı olgularda ise; önemli bir değişiklik olmaz ama hamur gibi yumuşar.
Bazı darbelerde ise jel kapsül dışı bölgeye çıkıp silikonomlar
oluşturabilir. Bu durumda squeezing adı verilen zorla dıştan
kompresyon yasaklanmalıdır. FDA nın 3. sınıftaki meme protezleri
sınıflamasına göre bu transsüdasyonu göğüs ve organizma üzerinde
zararları olmadığını kanıtlamak gerekiyordu.
Halbuki zaten, gelişmiş
ülkelerde yaşayan yetişkin, enjeksiyon, kozmetik, ilaç ve yiyecek şeklinde
aldığı 6 ila 10 gram silikonu vücudunda barındırmaktadır.
Silikonların 1946 da tıbbi
kullanımlara geçişleri sırasında yapılan testlerde kanserojen
etkiye rastlanmamıştı; tek görülebilen yağ hücrelerindeki enflammatuar
cevaplardı. Silikon lastikler ise tümü ile inert (dokuda uyarı yapmayan,
yan tesiri olmayan) olarak
algılanmışlardı. 1960 larda bazı yazılar otoimmün
hastalıklardan bahsediyorlardı: halbuki bunlar tıbbi kontrolden uzak bir
maddeyi direkt olarak göğüslerine enjekte etmiş olan kadınlardı. Yine de bu durumda FDA yeni kısıtlamalar
getiriyordu:
-
1988 de 30 aylık
bir piyasaya sürüm öncesi onay çalışması başlatılıyor.
-
1992 de silikon jelden meme
protezlerine tecil getiriliyordu. Tek kullanım alanı ise, önceden izin
alınmak şartıyla rekonstruksüyon cerrahisi kalıyordu.
Poliüretan kaplı implantlarda piyasada
olmadığı için Fransa da cerrahlar yalnız fizyolojik serum dolu
implantları kullanabiliyordu; 1992 sonunda polisakkarit hidrojel dolu
meme implantları piyasaya çıktı.
POLİSAKKARİT
HİDROJEL İLE DOLU MEME PROTEZLERİ
1991 deki 36. SFCPRE Kongresi Senelik
Raporu nda hidrojelden bahsettiğimiz zaman büyük bir kayıtsızlıkla
karşılaştık. Bir tek Fransız üretici silikon jel çıkmazından
çıkılabilirliği gördü. Bu üretici Poly Implant Protheses (PIP) Firması
idi. 1992 sonunda % 6 polisakkarit jel ile
dolu ve gamma ışınlarında sterilize edilmiş yeni bir implant
meydana çıktı; kıvamı silikon jele yakındı ve bazıları için serum fizyolojik
implantlardan daha çekici idi. Hidrojel, denge noktasına kadar tüm
suyu absorbe eden plastik bir karışımdan oluşur. Bu emilim sonunda
sıvı, yumuşak veya sert bir madde oluşur. Bilinen örnekler arasında
jelatin, protein hidrojeli, yumuşak kontak lensler, metakrilat hidrojel
vardır.
Bir meme protezini doldurmak için nötr,
süper absorban ( % 90 veya daha fazla su), bioerodibl veya biodegradabl
bir maddeyi kullanmak gerekir. Polisakkaritler bu kaliteleri
birleştirmektedirler ve değişik biyokompatibilite testlerinden
geçmişlerdir. 1993 te piyasaya çıkan ilk implantlarda % 6 polisakkarit
vardı ve bir kaç ay sonra jelatinimsi yapıları yavaşça yağa dönüşmeye
meyilli idi. Kimyasal olarak hidrojel kalmasına rağmen polisakkarit
zincirler arasındaki zincirler açılıyordu; sebebi muhtemelen düşük yüzde
oranı ve sterilizasyon için gerekli yüksek radyasyon miktarı idi. Buna karşılık, oda sıcaklığında daha sıkı olan % 8 polisakkaritli implantlar in vivo ve 3 senelik çalışmalarımızda hala
jelatin görünümündeki fiziki yapıyı korumaktadırlar.
1993-94 te Fransa da 71 cerrah 2000
hastaya hidrojel protezleri implante ettiler. Sonuçlar tümüyle başarılıydı. Çünkü dışardan deriye
temas edildiğinde hidrojel protezler silikon protezlere serum
fizyolojiklerden daha benzer bir duygu yaratıyorlardı; bu benzerlik ise
% 90ndan fazla su ihtiva etmelerine rağmen, jelatin kıvamınlarından geliyordu. En dikkat çekici nokta
ise estetik meme büyütme operasyonundan sonra % 1, rekonstrüksiyon
ameliyatlarından sonra ise yalnız % 5 kapsül oluşumu idi. En büyük
komplikasyon, Eylül 93 ile Aralık 93 arasında imal edilen implantların sönmesiydi. Bunun nedeni ise;
valfi yapıştırmaya yarayan
zamkın gamma ışınları ile sterilizasyon sırasında geçirdiği kimyasal
değişimlerdi. Bir veya iki sene sonunda kapama eki bazen ayrılabilmekte,
böylece hidrojel dışarı sızabilmekteydi. Sızan hidrojel önce göğsün
ağrısız hafif şişmesine neden olur. Bu da ultrasonda kolaylıkla fark
edilebilir. Birkaç hafta veya birkaç ay sonra hidrojelin emilimi ile
implantın boyu küçülebilir. Bu emilim teorik olarak, kişinin hücrelerinin
içindeki makrofajlar tarafından gerçekleştirilir. 1995 Nisan ında
Fransız toplumunda hidrojel implantların kullanımı yırtılma bahane
edilerek durduruldu. Bu tartışmalar sonucunda eşitlik dosyaları
sağlanmış olan ve 95 başındandan beri kullanılan her çeşit meme protezi
kullanımı durdu. 95 Mayıs ında Fransız Maliye Bakanlığı yalnız
fizyolojik serum ile dolu olan protezlere izin veren bir yazı yayınladı;
bu durumda Fransa da diğer tüm protezler yasaklanmış oldu. Böylece
Fransa, ABD ve Kanada nın tavrını Avrupa da benimseyen tek ülke
konumuna geldi.
YORUM
Polemiği başlatan FDA sansürcüleri 1995
Nisanında poliüretanla kaplı meme protezlerinin tehlikeli olmadığını ve
bu protezleri vücuttan çıkarmanın yerinde bırakmaktan daha fazla risk
oluşturduğunu itiraf ettiler. Ne yazık ki bu cümle gazetelerin 4.
sayfalarında küçücük bir başlık altında verildi. Halbuki 1990 da
poliüretanlı implantlar kanser etkisi iddiası ile sürmanşette idiler...
Silikon jele gelince ise; 1995 te
Yokohoma da yapılan Milletlerarası Plastik Cerrahisi Kongresi nde
sunulan 16 çalışmanın hiç biri silikon ile otoimmün hastalıklar arasında
bir bağlantı göstermiyordu. Kuzey Amerika nın bazı istatistik
merkezleri ile beraber Fransız Gustave Roussy Enstitüsü meme
protezlerinin kanser etkilerini tümü ile red ediyordu. Fransız teknolojisinin ileri ürünü olan
hidrojel implantlar yasaklandıktan sonra piyasaya mukopolisakkarit veya
soya yağı ile dolu yeni tip protezler çıkıyordu.
Meme implantları üzerine olan polemik
bize, ne kimsenin tümü ile haklı ne de kimsenin tümü ile haksız olduğunu
gösteriyor ve tüm bu karışık senelerden sonra tekrar başa dönmemiz
gerekiyordu. Halen mevcut olan bütün protezlerin hem avantajları hem de
dezavantajları mevcuttur. Bu nedenle organizmanın içine konulacak
materyalin güvenlik sınırlamalarını bilim kurumlarının yapması gerekir.
Ek Bilgi:
P I P firması her
zaman olduğu gibi 2003 yılında bir ilke daha imzasını attı: İçi yüksek
kohesiv silikon jel dolu protezlerin dışını önce 20 kat silikon /
titanyum karışımı, en dış bölümü ise 30 kat saf titanyum ile kaplı
protez yapımına başladı. Böylece yıllardan beri
kalça protezlerinde, diş implantlarında kullanılan ve vücut dokularına
hiç bir yan tesiri olmayan titanyum malzemenin üstünlüğünü hastalarının
hizmetine sundu..
|